
Kısa cevap: Nafakanın kaldırılması, boşanma kararıyla bağlanan yoksulluk nafakasının kanunda sayılan bir sebeple sona erdirilmesidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.176/3’e göre nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise ancak mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu karar kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Kahta’da dava, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Önemli noktalar
- Yeniden evlenme ve ölüm nafakayı kendiliğinden bitirir; diğer üç sebep için dava şarttır.
- Fiilen evliymiş gibi yaşamanın ispatı için Yargıtay “aynen evlilik gibi ortak bir hayat” kurulduğunu gösteren somut delil arar.
- Asgari ücretle işe girmek tek başına yoksulluğu kaldırmaz; ancak TMK m.176/4 uyarınca nafakanın azaltılmasına yol açabilir.
- Mahkeme kararıyla kaldırma, sebebin doğduğu tarihten değil, kural olarak dava tarihinden geçerlidir.
- İştirak nafakası çocuk 18 yaşını doldurunca kendiliğinden biter; bunun için kaldırma davası açılmaz.
Bu yazı, nafakanın artırılmasının karşı yönünü ele alır. Nafaka miktarının yükseltilmesi için Kahta nafaka artırım avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Yeniden evlenme, birlikte yaşama ya da düzenli gelir iddiası doğru delillerle ve zamanında ileri sürülmezse aylar boyunca ödenen nafaka geri gelmeyebilir. Elinizdeki bilgileri birlikte değerlendirelim.
Nafakanın Kaldırılması Nedir ve Hangi Maddeye Dayanır?
Nafakanın kaldırılması, irat biçiminde, yani aylık olarak ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının TMK m.176/3’te sayılan bir sebeple sona erdirilmesidir. Yoksulluk nafakası TMK m.175 uyarınca süresiz bağlanır; süresizlik “ömür boyu” anlamına gelmez, kanuni sebepler gerçekleşince nafaka sona erer.
Kanunun ilgili cümlesi şöyledir: “İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.” (TMK m.176/3)
Maddenin dördüncü fıkrası mali durum değişince iradın azaltılmasına da izin verir; iştirak nafakasında ise TMK m.331 uygulanır. Kanunun resmî metni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (mevzuat.gov.tr) adresindedir. Nafakanın bağlanma şartları için Kahta yoksulluk nafakası avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Kendiliğinden Kalkar?
Yoksulluk nafakası iki hâlde mahkeme kararına gerek olmadan kendiliğinden kalkar: nafaka alacaklısının resmî olarak yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin, yani alacaklının ya da yükümlünün ölümü. Bu hâllerde nafaka borcu evlenme veya ölüm tarihinde sona erer; yükümlünün ayrıca dava açması gerekmez.
Nafaka maaştan kesilmeye devam ediyorsa evlenme tarihini gösteren nüfus kaydıyla icra dairesine, gerekirse icra mahkemesine başvurulur. Evlenme tarihinden sonra ödenen tutarlar, sebebi sona ermiş bir ödeme olduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.77 uyarınca geri istenebilir.
Yoksulluk Nafakası Mahkeme Kararıyla Hangi Sebeplerle Kaldırılır?
Mahkeme kararıyla kaldırma, TMK m.176/3’teki üç sebebe dayanır: nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürmesi. Bu sebeplerden birini ispatlama yükü, kaldırma davasını açan nafaka yükümlüsüne aittir.
Fiilen evliymiş gibi yaşama
Fiilen evliymiş gibi yaşama, resmî nikâh olmadan bir başkasıyla evlilik birliğine benzer, sürekli ve ortak bir hayat sürmektir. Kanun koyucu, nafakayı korumak için nikâhsız yaşamayı tercih eden alacaklının bu yolla nafaka almaya devam etmesini önlemek istemiştir.
Yoksulluğun ortadan kalkması
Yoksulluğun ortadan kalkması, nafaka alacaklısının yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde düzenli bir gelire veya malvarlığına kavuşmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yoksulluğu bu ihtiyaçlar üzerinden tanımlamaktadır.
Haysiyetsiz hayat sürme
Haysiyetsiz hayat sürme, toplumun ahlak anlayışıyla açıkça bağdaşmayan ve yaşam tarzına dönüşmüş davranışlardır; tek bir olay yetmez.
Fiilen Evliymiş Gibi Yaşama Nasıl İspatlanır?
Fiilen evliymiş gibi yaşamanın ispatı, nafaka kaldırma davalarının en çok tartışılan konusudur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kaldırma için “aynen evlilik gibi ortak bir hayat kurularak, fiilen birlikte yaşamak” gerektiğini ve bunun somut, inandırıcı delillerle gösterilmesi gerektiğini vurgular.
Mahkemenin değerlendirdiği başlıca deliller şunlardır:
- Kolluk araştırması: Alacaklının adresinde kiminle yaşadığı araştırılır; komşu ve muhtar beyanları tutanağa geçer.
- Tanık beyanları: Görgüye dayalı, tarih ve yer belirten beyanlar “duydum” beyanlarından güçlüdür.
- Adres kayıtları: Aynı adreste ikamet, ortak kira sözleşmesi, abonelikler.
- Sosyal medya ve fotoğraflar: Tek başına yeterli sayılmayabilir.
- Ortak çocuk veya dinî nikâh: Birlikte yaşamanın güçlü göstergeleridir.
Delillerin hukuka uygun yoldan elde edilmesi şarttır. Konuta izinsiz girme, gizli kamera veya kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde toplanması hem delili kullanılamaz kılabilir hem de cezai sorumluluk doğurabilir.
Nafaka Alan Eski Eş İşe Girerse veya Emekli Olursa Nafaka Kalkar mı?
Nafaka alacaklısının işe girmesi veya emekli olması, yoksulluğun ortadan kalkıp kalkmadığına göre değerlendirilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.11.2019 tarihli, 2017/1009 E. sayılı kararında asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluğu kaldırmadığını, ancak bu gelirin nafaka miktarının belirlenmesinde esas alınacağını, yani indirime yol açabileceğini belirtmiştir.
Aynı karara göre asgari ücretin biraz üzerinde gelir de tek başına yoksulluğu kaldırmaz; yoksulluk günün ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilir. Buna karşılık asgari ücretin belirgin biçimde üzerinde düzenli gelir, emekli aylığına ek olarak kira geliri veya birden fazla taşınmaz, yoksulluğun kalktığını gösterebilir. Gelirin “düzenli ve sürekli” olması belirleyicidir; geçici, kayıt dışı veya dönemsel işler mahkemece SGK kayıtları ve kolluk araştırmasıyla ayrıca incelenir.
Nafaka yükümlüsünün durumu kötüleşirse ne olur?
Nafaka yükümlüsünün gelirinin düşmesi, işini kaybetmesi veya ağır hastalık, TMK m.176/4 kapsamında azaltma sebebidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Anayasa Mahkemesinin 25.06.2009 tarihli, 2005/56 E., 2009/94 K. sayılı kararına dayanarak, yükümlü kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşerse nafakanın TMK m.176/4 uyarınca tamamen de kaldırılabileceğini kabul etmiştir. Bu yolda yükümlünün çalışamama sebebini, örneğin sağlık raporuyla, ispatlaması önem taşır. Nafakanın yükseltilmesi talepleri için nafaka artırım davası rehberimiz bu yazının karşı yönünü anlatır.
Nafaka Kaldırma Kararı Ne Zamandan İtibaren Geçerli Olur?
Nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılmasında karar, kural olarak kaldırma davasının açıldığı tarihten itibaren hüküm doğurur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, nafaka alacaklısının emekli olduğu 2012 yılından geçerli kaldırma kararını bozmuş ve dava 2015’te açıldığı için kaldırmanın dava tarihinden geçerli olması gerektiğini belirtmiştir.
Bu kuralın pratik sonucu açıktır: kaldırma sebebi ortaya çıktığı hâlde dava açılmadan geçen her ay, kural olarak geri alınamayan bir ödemedir.
Örnek hesap: ödenen nafaka geri istenebilir mi?
Aylık 6.000 TL yoksulluk nafakası ödeyen bir kişinin eski eşi 1 Ocak 2026’dan beri başka biriyle aynı evde yaşıyor olsun. Yükümlü kaldırma davasını 1 Mart 2026’da açıyor, dava kabul ediliyor ve karar 1 Kasım 2026’da kesinleşiyor. Kaldırma dava tarihinden geçerli olduğundan Ocak ve Şubat ayları için ödenen 12.000 TL kural olarak geri istenemez. Dava tarihinden kesinleşmeye kadar ödenen 8 aylık 48.000 TL ise sebebi sona ermiş ödeme niteliği kazanır ve TBK m.77 uyarınca geri istenebilir. Aynı örnekte eski eş 1 Ocak 2026’da resmî olarak evlenmiş olsaydı nafaka o tarihte kendiliğinden kalkardı ve Ocak’tan itibaren ödenen tüm aylar geri istenebilirdi.
Geri isteme hakkı, TBK m.82 uyarınca geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde ödemeden itibaren on yıl içinde kullanılmalıdır. Alacaklının birikmiş nafaka alacağı varsa takas ve mahsup talebi de hesaba katılır.
İştirak Nafakası Çocuk 18 Yaşına Girince Kendiliğinden Biter mi?
İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma payıdır ve TMK m.328/1 uyarınca çocuğun ergin olmasıyla, yani kural olarak 18 yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona erer. Bu sonuç için ayrıca kaldırma davası açmaya gerek yoktur; açılan dava hukuki yarar yokluğundan reddedilir.
Ergin çocuğun eğitimi devam ediyorsa durum farklıdır. TMK m.328/2’ye göre “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” Ancak bu nafakayı anne ya da baba değil, ergin çocuk kendi adına ayrı bir davayla ister; iştirak nafakası kendiliğinden “eğitim nafakasına” dönüşmez.
Ergin olmadan önce kaldırma veya azaltma, TMK m.331’deki “durumun değişmesi” şartına bağlıdır. Ödenmeyen iştirak nafakasının yaptırımları için nafaka ödememe ve tazyik hapsi yazımıza bakabilirsiniz.
Kahta’da Nafaka Kaldırma Davası Nereye ve Nasıl Açılır?
Kahta’da nafaka kaldırma davası, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesinin görevindedir. Aynı Kanunun 2. maddesine göre aile mahkemesi kurulamayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar; Kahta’da dava bu sıfatla Kahta Asliye Hukuk Mahkemesine açılır.
Yetki bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.6’daki genel kural uygulanır: dava, davalının, yani nafaka alacaklısının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Eski eş Kahta’da oturuyorsa Kahta, başka bir ilçede oturuyorsa o yer mahkemesi yetkilidir. Dosya açılmadan önce güncel yargı çevresinin UYAP üzerinden teyidi yerinde olur.
- Delil toplama: Nüfus, adres, SGK ve tapu kayıtları ile tanık listesi hazırlanır.
- Dava dilekçesi: Kaldırma sebebi ve terditli azaltma talebi gösterilir.
- Durum araştırması: Mahkeme tarafların gelirini kolluk aracılığıyla araştırtır.
- Tanık ve müzekkereler: İşveren, SGK ve tapu kayıtları istenir.
- Karar ve kanun yolu: Kabulde nafaka kural olarak dava tarihinden kaldırılır; karara karşı iki hafta içinde istinafa başvurulabilir.

Velayet karşı tarafa geçerse iştirak nafakası da yeniden düzenlenir; bkz. velayetin değiştirilmesi.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Nafaka kaldırma dosyalarındaki hatalar çoğunlukla zamanlamadan ve delillerin yetersiz kurulmasından doğar.
- Ödemeyi kendiliğinden kesmek: Dava açmak nafaka kararını durdurmaz; ödenmeyen aylar icra takibi ve tazyik hapsi riskini doğurur.
- Davayı geciktirmek: Kaldırma kural olarak dava tarihinden geçerli olduğundan, sebebin öğrenildiği tarihle dava tarihi arasında ödenen nafaka kural olarak geri alınamaz.
- Yalnız “sevgilisi var” iddiasına dayanmak: İlişki iddiası tek başına yetmez.
- Azaltma talebini ileri sürmemek: Kaldırma şartları oluşmazsa mahkeme azaltmaya ancak talep varsa karar verebilir; dilekçede terditli talep gösterilmelidir.
- Ergin çocuk için kaldırma davası açmak: Gereksiz dava, yargılama gideri yükü doğurur.
Yargıtay Kararları
Aşağıdaki kararların tam metinleri okunmuştur; her biri nafakanın kaldırılmasının farklı bir yönünü gösterir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.06.2020 tarihli, 2020/1980 E., 2020/3397 K. sayılı kararı: Sosyal medya paylaşımları, otel kayıtları, fotoğraflar ve yurt dışı tatile rağmen kadının başka biriyle “evlenme olmaksızın fiilen birlikte yaşadığına” dair somut, inandırıcı delil bulunmadığı belirtilmiş ve kaldırma kararı oy çokluğuyla bozulmuştur. Karar, ispat eşiğinin yüksekliğini göstermektedir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.12.2017 tarihli, 2016/22844 E., 2017/14728 K. sayılı kararı: Kaldırma şartları oluştuğunda yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren kaldırılması gerektiği, nafaka alacaklısının emekli olduğu daha önceki tarihten kaldırma kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu kabul edilmiştir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2019 tarihli, 2017/1009 E., 2019/1179 K. sayılı kararı: Asgari ücretle sigortalı çalışmaya başlayan kadının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilmiş; ancak bel rahatsızlığı nedeniyle işinden ayrılıp gündelik işlerde düzensiz gelirle çalışan yükümlü yönünden nafakanın dava tarihinden geçerli olarak tamamen kaldırılmasına ilişkin direnme kararı oy çokluğuyla onanmıştır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.02.2016 tarihli, 2016/447 E., 2016/2843 K. sayılı kararı: İştirak nafakasının çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erdiği; eğitimi süren ergin çocuk için nafakanın ancak çocuğun kendisinin açtığı davada dikkate alınabileceği belirtilmiştir.
Boşanma ilamı, ödeme dekontları ve eski eşinizin durumuna ilişkin bilgilerle görüşmeye gelebilirsiniz. Hangi sebebe dayanılacağını, delillerin nasıl toplanacağını ve azaltma talebinin gerekip gerekmediğini birlikte belirleyelim.
Sıkça Sorulan Sorular
Yoksulluk nafakası nasıl kaldırılır?
Nafaka yükümlüsü, nafaka alacaklısının yerleşim yeri aile mahkemesinde (aile mahkemesi yoksa aile mahkemesi sıfatıyla bakan asliye hukuk mahkemesinde) nafakanın kaldırılması davası açar. Dayanak TMK m.176/3’tür: fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme ispatlanmalıdır.
Eski eşim yeniden evlenirse nafaka ödemeye devam etmem gerekir mi?
Hayır. TMK m.176/3’e göre irat biçimindeki nafaka, alacaklının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden kalkar. Evlenme tarihinden sonra ödenen tutarlar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir.
Eski eşimin sevgilisi olması nafakayı kaldırır mı?
Tek başına kaldırmaz. Kanunun aradığı, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamaktır; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi aynen evlilik gibi ortak bir hayatın kurulduğunu gösteren somut ve inandırıcı delil arar.
Nafaka alan eski eş asgari ücretle işe girerse nafaka kalkar mı?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, asgari ücretle çalışmanın tek başına yoksulluğu kaldırmadığını kabul etmektedir. Bu durumda kaldırma yerine TMK m.176/4 uyarınca hakkaniyete uygun bir indirim gündeme gelir.
Nafaka kaldırma kararı geçmişe etkili olur mu?
Mahkeme kararıyla kaldırmada karar kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, alacaklının emekli olduğu daha eski bir tarihten kaldırma kararı verilmesini bozmuştur.
Çocuk 18 yaşına girince iştirak nafakası için dava açmak gerekir mi?
Gerekmez. İştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer; bu sonuç için açılan kaldırma davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir. Eğitimi süren ergin çocuk ise TMK m.328/2’ye dayanarak kendisi ayrı bir nafaka davası açabilir.
Kaldırma davası açtım, nafakayı ödemeyi bırakabilir miyim?
Bırakmamak gerekir. Dava açmak mevcut nafaka kararını askıya almaz; ödenmeyen aylar icra takibine ve tazyik hapsi şikâyetine konu olabilir. Dava sürerken ödenen tutarlar karar sonrasında geri istenebilir.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı avukattır ve Kahta ile Adıyaman merkezde aile hukuku davalarında vekillik yürütmektedir. Kahta’da nafaka kaldırma talepleri çoğunlukla eski eşin yeniden evlenmesi, başka biriyle aynı evde yaşaması ya da düzenli bir işe girmesiyle gündeme gelir; sonucu belirleyen çoğu zaman delillerin zamanında ve hukuka uygun biçimde toplanmasıdır. Nafakanın bağlanma şartları Kahta yoksulluk nafakası avukatı sayfamızdadır. Bu yazı 2 Kasım 2026 itibarıyla güncel TMK, TBK, HMK ve 4787 sayılı Kanun metinleri ile tam okunmuş Yargıtay kararları esas alınarak hazırlanmıştır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.