
Kısa cevap: Darp raporu — doğru adıyla adli muayene raporu — devlet hastanesi acil servisinden ya da adli tıp şube müdürlüğünden alınır. Şikâyet etmek için rapor şart değildir, rapor almak için de şikâyet şart değildir; ancak ikisi birlikte dosyanın temelini kurar.
Raporun işlevi tek cümleyle şudur: yaralanmanın derecesini hukuken ölçülebilir hâle getirmek. Çünkü aynı olay, raporun içeriğine göre şikâyete bağlı hafif bir yaralama da olabilir, şikâyet aranmayan nitelikli bir yaralama da.
Raporun denetlenmesi ve eksikliklerin giderilmesi için bize ulaşabilirsiniz.
Raporu Nereden ve Nasıl Alırsınız?
Birinci yol: kolluk üzerinden. Karakola başvurup olayı anlattığınızda tutanak düzenlenir ve muayene için sağlık kuruluşuna sevk evrakı verilir. Bu yol, muayene ile dosya arasındaki bağı en net kuran yoldur çünkü rapor doğrudan soruşturma evrakına girer.
İkinci yol: doğrudan sağlık kuruluşuna. Acil servise gidip darp olduğunuzu beyan ettiğinizde kayıt adli vaka olarak açılır ve kolluğa bildirim yapılır. Bu durumda da rapor adli nitelik taşır.
Muayenenin hukuki dayanağı CMK m.76’dır. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca mağdurun rızası varsa ayrıca hâkim veya savcı kararı alınmasına gerek yoktur. Rıza bulunmayan hâllerde ise birinci fıkra devreye girer: dış veya iç beden muayenesine, sağlığı tehlikeye düşürmemek ve cerrahî müdahalede bulunmamak koşuluyla, Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verir; savcının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur.
Muayenede söylenmesi gereken şeyler bellidir: olayın tarihi ve saati, darbenin hangi bölgelere ve neyle geldiği, mevcut şikâyetler (baş dönmesi, bulantı, görme-duyma değişikliği, nefes darlığı) ve varsa bilinç kaybı. Bunların kayda geçmemesi, sonradan tartışma yaratır.
Rapor Hangi Hukuki Ayrımı Belirler?
Rapor, ceza hukukunun üç ayrı eşiğinde kullanılır.
Birinci eşik: basit tıbbî müdahale. TCK m.86/1 kasten yaralamanın temel hâlini bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Buna karşılık m.86/2, fiilin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunacağını söyler; suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde alt sınır dokuz aydan az olamaz. Yani raporun bu tek ifadesi hem cezayı hem şikâyet şartını değiştirir.
İkinci eşik: neticesi sebebiyle ağırlaşma. TCK m.87, yaralamanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan bir durum gibi sonuçlara yol açması hâlinde cezanın bir kat artırılacağını; işlev yitirilmesi, bitkisel hayat, yüzün sürekli değişikliği gibi daha ağır sonuçlarda iki kat artırılacağını düzenler. Üçüncü fıkra ise kemik kırılması veya çıkığı hâlinde cezanın kırık ya da çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılacağını söylemektedir — bu yüzden raporda kırığın yalnız varlığı değil, etki derecesi de aranır.
Üçüncü eşik: nitelikli hâller. TCK m.86/3, yaralamanın üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı, kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı, kamu görevi nedeniyle, nüfuz kötüye kullanılarak, silahla veya canavarca hisle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaksızın cezanın artırılacağını düzenlemektedir. Raporda silah veya kesici alet bulgusunun kayda geçmesi bu nedenle önemlidir.
Rapor ve Hukuki Sonuç

Yargı Kararları Ne Diyor?
Çelişkili raporla hüküm kurulamaz. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 08.10.2018 tarihli, 2018/294 E., 2018/14661 K. sayılı kararında; adli tıp şube müdürlüğü raporunda yaralanmanın basit tıbbî müdahaleyle giderilemeyeceği belirtilmesine karşın eğitim ve araştırma hastanesi raporunda giderilebileceğinin bildirildiği dosyada raporlar arasında çelişki bulunduğu saptanmış; mağdurun tüm tedavi evrakı, geçici ve kati raporları ile birlikte Adlî Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine sevkiyle duraksamaya yer vermeyecek kesin rapor alınması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Rapor “adli tıp ölçütlerine uygun” olmak zorundadır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 01.07.2020 tarihli, 2020/4313 E., 2020/8256 K. sayılı kararında; aynı hastanenin farklı uzmanlarınca düzenlenen raporların birbiriyle çelişmesi yanında, bu raporların adli tıp kriterlerine uygun olmayıp hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı tespit edilmiş; geçici ve kesin raporlarla tüm tıbbî evrakın adli tıp şube müdürlüğüne gönderilerek TCK m.86 ve m.87’de belirlenen ölçütlere göre rapor alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu iki karardan çıkan pratik sonuç açıktır: elinizdeki rapor yeterli olmayabilir ve bu bir eksiklik olarak ileri sürülebilir. Rapor tartışması yalnızca mağdurun değil, sanığın da yararına sonuç verebilir. Mevzuat ve kararlar Yargı PRO üzerinden tam metinden doğrulanmıştır.
Rapor yenilenmesi veya Adlî Tıp Kurumuna sevk talebi için destek alabilirsiniz.
İzlenecek Yol
DARP RAPORU SÜRECİNDE İZLENECEK YOL
Üç Pratik Uyarı
Birincisi, geçici rapor ile kesin rapor farklıdır. Acil serviste düzenlenen ilk rapor çoğu zaman geçici niteliktedir ve nihai değerlendirmeyi içermez. Yüzde sabit iz veya organ işlev kaybı gibi sonuçlar ancak iyileşme sürecinin ardından saptanabilir. Bu nedenle kontrol muayenelerinin yapılması ve kesin raporun alınması takip edilmelidir.
İkincisi, rapor almak şikâyet yerine geçmez. Adli vaka kaydı soruşturmanın başlamasına yol açabilir; ancak şikâyete bağlı hâllerde ayrıca şikâyette bulunulması ve süresinin kaçırılmaması gerekir. Rapor alıp şikâyet etmeyi geciktirmek, hak kaybına yol açabilir.
Üçüncüsü, rapor iki yönlü bir delildir. Karşılıklı darp iddialarında her iki tarafın raporu birlikte değerlendirilir. Bu nedenle kendisine darp isnat edilen kişinin de kendi yaralanmasını belgelemesi, dosyanın bütününün doğru kurulması bakımından önemlidir.
Sonuç ve Değerlendirme
Darp raporu, yaralama dosyalarında en belirleyici tek belgedir. Alınma zamanı ispat gücünü, içeriği ise suçun niteliğini ve şikâyet şartını tayin eder. Yargıtay kararları, çelişkili ya da adli tıp ölçütlerine uymayan raporla kurulan hükümlerin denetimde ayakta kalmadığını göstermektedir. Bu nedenle yapılacak iş iki aşamalıdır: raporu zamanında almak ve aldıktan sonra içeriğini denetlemek.
İlgili Diğer Yazılarımız
Nitelendirme ayrımı için Taksirle yaralama ile kasten yaralama arasındaki fark nedir?, şikâyet ve uzlaşma için Kasten yaralama suçunda şikâyet ve uzlaşma nasıl işler?, karşılıklı dosyalar için Kavgada iki taraf da şikâyetçiyse süreç nasıl ilerler?, şikâyet süresi için Şikâyet süresi kaç gündür ve ne zaman başlar?, bölgesel destek için Kahta kasten yaralama suçu avukatı yazılarımızı inceleyebilirsiniz. Türk Ceza Kanunu’nun güncel tam metni Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden okunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Darp raporu nereden alınır?
Darp raporu, uygulamada adli muayene raporu olarak adlandırılır ve devlet hastanelerinin acil servisleri ile adli tıp şube müdürlükleri tarafından düzenlenir. Kolluğa başvurulduğunda muayene için sevk evrakı düzenlenir; doğrudan acil servise gidildiğinde de olayın kolluğa bildirilmesi üzerine kayıt adli nitelik kazanır.
Rapor için şikâyet şart mı?
Muayene olmak için şikâyet şart değildir; önce rapor alınıp sonra şikâyet edilebilir. Ancak şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresinin ayrıca takip edilmesi gerekir.
Rapor ne işe yarar?
Rapor, yaralanmanın varlığını ve derecesini belgeler. Bu derece, fiilin TCK m.86/1 mi m.86/2 mi kapsamında kaldığını, m.87’deki neticesi sebebiyle ağırlaşma hâllerinin bulunup bulunmadığını ve dolayısıyla şikâyet şartının devreye girip girmeyeceğini belirler.
Basit tıbbî müdahale ne anlama gelir?
Yaralanmanın etkisinin, ileri bir tıbbî girişim gerektirmeyecek ölçüde hafif olmasıdır. TCK m.86/2 bu hâli ayrı düzenlemiş ve soruşturmayı mağdurun şikâyetine bağlamıştır. Bu nedenle raporun bu ifadeyi içerip içermemesi dosyanın yönünü değiştirir.
Raporlar çelişirse ne olur?
Yargıtay kararlarında, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde tüm tedavi evrakı, geçici ve kesin raporlarla birlikte Adlî Tıp Kurumuna sevk edilerek duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin rapor alınması gerektiği belirtilmektedir. Çelişkili raporla hüküm kurulması bozma nedenidir.
Rapor almadan geçen süre aleyhe olur mu?
Bulgular zamanla kaybolduğu için gecikme ispat gücünü azaltır. Morluk, şişlik ve yüzeysel sıyrıklar birkaç gün içinde silinir. Bu nedenle muayenenin olaydan hemen sonra yapılması, gecikmişse de fotoğraf, mesaj ve tanık gibi yan delillerin toplanması önemlidir.
Mağdurun muayenesi için karar gerekir mi?
CMK m.76/2 uyarınca mağdurun rızası varsa karar alınmasına gerek yoktur. Rıza yoksa aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca hâkim, mahkeme veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı aranır.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. Yaralama dosyalarında adli raporun içeriğinin denetlenmesi, geçici ve kesin rapor ayrımının takibi ve gerektiğinde Adlî Tıp Kurumuna sevk talebinde bulunulması gibi hususlara özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.