
Kısa cevap: Kasten yaralamanın her hâli şikâyete tabi değildir. Yalnızca fiilin etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu hâl (TCK m.86/2) şikâyete tabidir ve uzlaştırma kapsamındadır. Şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m.73). Bu ayrımı belirleyen belge adli rapordur: raporun içeriği, dosyanın şikâyetle mi resen mi yürüyeceğini ve uzlaştırmaya sevk edilip edilmeyeceğini doğrudan değiştirir.
Uygulamada en sık yapılan hata, “şikâyetimi geri çekersem her şey biter” varsayımıdır. Yaralanma basit tıbbi müdahale sınırını aşıyorsa ya da nitelikli bir hâl varsa, şikâyetten vazgeçmek soruşturmayı sona erdirmez.
Olaydan hemen sonra yapılacak doğru adımlar için iletişime geçebilirsiniz.
Şikâyete Tabi Olan ve Olmayan Hâller
Kasten yaralama suçunda takip usulü, fiilin sonucuna göre ikiye ayrılır. TCK m.86/2, fiilin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlini düzenler ve bu hâlde soruşturmanın mağdurun şikâyetine bağlı olduğunu açıkça belirtir. Bu hâlde ceza, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; 2022 yılında eklenen düzenleme uyarınca suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.
Bunun dışındaki hâller resen soruşturulur. Yaralanma basit tıbbi müdahale sınırını aşıyorsa, suç nitelikli hâller kapsamında işlenmişse (örneğin silahla, üstsoya karşı, kamu görevlisine karşı) ya da yaralama neticesinde kemik kırılması veya duyu organlarında işlev kaybı gibi ağır sonuçlar doğmuşsa, mağdurun şikâyeti aranmaz. Savcılık olayı öğrendiği anda soruşturmayı başlatır ve şikâyetten vazgeçme dosyayı kapatmaz.
Bu nedenle sürecin başında sorulması gereken soru “şikâyetçi olacak mıyım” değil, “fiil hangi hükme giriyor” olmalıdır.
Takip Usulünün Karşılaştırması

Olaydan Sonra İzlenecek Adımlar
YARALAMA OLAYINDA SÜREÇ
Adli Rapor: Dosyanın Belirleyici Belgesi
Yaralama dosyalarında tek bir belge diğer her şeyden daha belirleyicidir: adli rapor. Rapor, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığını tespit ederek suçun şikâyete tabi olup olmadığını, uzlaştırma kapsamına girip girmediğini ve uygulanacak ceza aralığını aynı anda belirler.
Bu nedenle iki nokta önem taşır. Birincisi zamanlamadır: darp izleri, ödem ve hassasiyet gibi bulgular kısa sürede kaybolabilir. Günler sonra yapılan muayenede yaralanmanın gerçek derecesi tespit edilemeyebilir. İkincisi eksiksizliktir: ağrıyan her bölgenin muayene edilmesi, gerekiyorsa görüntüleme istenmesi ve varsa kemik veya diş kırığı gibi bulguların rapora geçirilmesi gerekir.
Raporun sonucuna itiraz edilmesi de mümkündür. Yaralanmanın derecesinin eksik tespit edildiği düşünülüyorsa yeni rapor alınması ya da dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi talep edilebilir. Karşı taraf bakımından da aynı imkân vardır: raporda gerçekte bulunmayan bir sonucun yer aldığı iddiası ileri sürülebilir.
Yaralanma derecesinin doğru tespiti için sürecin başında destek alabilirsiniz.
Uzlaştırma Nasıl İşler?
Şikâyete tabi hâlde dosya, savcılık tarafından uzlaştırma bürosuna gönderilir ve görevlendirilen uzlaştırmacı taraflara teklifte bulunur. Uzlaştırma zorunlu bir aşamadır, ancak uzlaşmak zorunlu değildir; teklifi reddetmek hiçbir olumsuz sonuç doğurmaz ve dosya olağan seyrinde devam eder.
Uzlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse sonuç kesindir: soruşturma aşamasındaysa kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasındaysa davanın düşmesine karar verilir. Uzlaşmanın konusu yalnızca para olmak zorunda değildir; özür, bir edimin yerine getirilmesi ya da başka bir giderim biçimi de kararlaştırılabilir.
Karar verirken iki tarafın da dikkate alması gereken hususlar vardır. Mağdur bakımından: uzlaşma sonucu kesindir ve sonradan aynı fiil için şikâyet hakkı kullanılamaz; ayrıca uzlaşmada kararlaştırılan giderim, ileride açılabilecek tazminat davasının kapsamını etkileyebilir. Şüpheli bakımından: uzlaşma, adli sicile kaydedilecek bir mahkûmiyet doğmaması sonucunu verir; bu yönüyle çoğu dosyada en avantajlı çıkış yoludur.
Sonuç ve Değerlendirme
Yaralama dosyalarında sonucu belirleyen üç unsur; adli raporun zamanında ve eksiksiz alınması, fiilin şikâyete tabi olup olmadığının doğru belirlenmesi ve altı aylık şikâyet süresinin kaçırılmamasıdır. Basit tıbbi müdahale sınırının aşıldığı hâllerde şikâyetten vazgeçmenin dosyayı kapatmayacağı, buna karşılık şikâyete tabi hâllerde uzlaşmanın kesin bir çözüm sağladığı akılda tutulmalıdır.
İlgili Diğer Yazılarımız
Suçun unsurları ve ceza aralıkları için Kahta kasten yaralama suçu avukatı yazımızı, uzlaştırma kurumunun ayrıntıları için Kahta uzlaştırma avukatı yazımızı, ceza yargılamasının genel çerçevesi için Kahta ceza avukatı yazımızı inceleyebilirsiniz. Türk Ceza Kanunu’nun güncel tam metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Her yaralama olayı şikâyete tabi midir?
Hayır. Yalnızca TCK m.86/2’de düzenlenen, fiilin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu hâl şikâyete tabidir. Bunun dışındaki kasten yaralama hâlleri ile nitelikli hâller resen soruşturulur; şikâyet olmasa dahi savcılık harekete geçer.
Şikâyet süresi ne kadardır?
TCK m.73 uyarınca şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süresinde şikâyet edilmezse soruşturma yapılamaz.
Basit tıbbi müdahale ne anlama gelir?
Yaralanmanın, ileri bir tedaviye ihtiyaç duyulmaksızın basit bir müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmasıdır. Bu değerlendirme hekim tarafından düzenlenen adli raporda yapılır ve suçun şikâyete tabi olup olmadığını doğrudan belirler.
Adli rapor almazsam şikâyetçi olabilir miyim?
Şikâyet hakkı rapora bağlı değildir; ancak yaralanmanın derecesi rapora göre belirlendiğinden, olaydan sonra vakit kaybetmeden hastaneye başvurup adli muayene yapılmasını istemek büyük önem taşır. Zamanla bulgular kaybolabilir.
Uzlaşma sağlanırsa ne olur?
Şikâyete tabi hâlde dosya uzlaştırmaya sevk edilir. Uzlaşma sağlanır ve gereği yerine getirilirse soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesine karar verilir.
Uzlaşmayı reddederim ne olur?
Uzlaşmayı kabul zorunluluğu yoktur; reddetmek hiçbir olumsuz sonuç doğurmaz ve soruşturma olağan seyrinde devam eder. Uzlaştırma teklifinin reddedilmesi daha sonra yeniden uzlaşma imkânını da tümüyle ortadan kaldırmaz.
Şikâyetten vazgeçerim, dava düşer mi?
Şikâyete tabi hâlde şikâyetten vazgeçme soruşturma veya davanın sona ermesi sonucunu doğurur. Ancak fiil şikâyete tabi olmayan bir hâl oluşturuyorsa vazgeçme davayı düşürmez; bu nedenle önce fiilin hangi hükme girdiğinin belirlenmesi gerekir.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. Yaralama dosyalarında adli raporun içeriğinin incelenmesi, fiilin hangi hükme girdiğinin belirlenmesi ve uzlaştırma aşamasının değerlendirilmesi gibi sürecin seyrini etkileyen hususlara özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.