
Kısa cevap: İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davaları iş mahkemesinde görülür ve zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır (7036 sayılı Kanun m.3/3). İşverenin sorumluluğu, İş Kanunu m.77 ve TBK m.417’deki gözetim borcuna dayanır. Tazminat; kusur oranı, maluliyet oranı ve işçinin ücreti üzerinden aktüeryal olarak hesaplanır; SGK’nın bağladığı gelirlerin ilk peşin sermaye değeri hesaptan denkleştirilir. Talepler kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir.
İş kazası dosyaları, ceza soruşturması, SGK süreci ve tazminat davasının paralel yürüdüğü çok katmanlı dosyalardır. Kaza sonrası ilk günlerde tutulan tutanaklar ve müfettiş raporu, yıllar sonra açılacak tazminat davasının kusur değerlendirmesini doğrudan belirler.
Kusur ve maluliyet tespitinin doğru yürütülmesi için sürecin başında iletişime geçebilirsiniz.
İşverenin Sorumluluğunun Hukuki Temeli
İş kazasından doğan tazminat sorumluluğu, işverenin gözetim borcuna dayanır. İş Kanunu m.77 işverene işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi alma, araç ve gereçleri noksansız bulundurma yükümlülüğü getirir. TBK m.417 ise işverene, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve işyerinde iş sağlığı ve güvenliği bakımından gerekli önlemleri almak borcunu yükler.
Bu yükümlülük yalnızca mevzuattaki asgari tedbirlerle sınırlı değildir; işverenden teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı önlemleri de alması beklenir. Nitekim sorumluluk değerlendirmesinde yalnızca kişisel koruyucu donanımın verilip verilmediği değil, verilen donanımın kullanılmasının denetlenip denetlenmediği, işçiye gerçek anlamda eğitim sağlanıp sağlanmadığı ve iş organizasyonunun riski azaltacak biçimde kurulup kurulmadığı da incelenir. İşçinin kendi dikkatsizliği tespit edilse dahi bu, çoğu zaman işverenin sorumluluğunu tümüyle kaldırmaz; yalnızca kusur dağılımını etkiler.
Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri

İş Kazası Sonrası Süreç
İŞ KAZASI SONRASI SÜREÇ
Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Maddi tazminat hesabı üç değişkene dayanır: işçinin giydirilmiş ücreti, sürekli iş göremezlik (maluliyet) oranı ve tarafların kusur oranları. Hesaplama, işçinin aktif çalışma dönemi ile pasif (emeklilik sonrası) dönemi ayrı ayrı gözetilerek, güncel yaşam tabloları esas alınmak suretiyle aktüerya bilirkişisince yapılır.
Hesabın en çok tartışılan aşaması denkleştirmedir. SGK tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri, hesaplanan maddi tazminattan düşülür. Böylece işçinin aynı zararı iki kez tahsil etmesi önlenir. Buna karşılık manevi tazminat bu denkleştirmeye tabi değildir; hâkim, kazanın ağırlığını, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, kusur derecelerini ve meydana gelen zararın kapsamını gözeterek hakkaniyete uygun bir miktar belirler.
Bilirkişi raporundaki kusur dağılımına ve hesaba yönelik itirazların zamanında yapılması sonucu doğrudan etkiler.
SGK’nın İşverene Rücu Hakkı
İş kazası dosyalarında işvereni bekleyen ikinci bir yük, Kurumun rücu alacağıdır. 5510 sayılı Kanun m.21 uyarınca iş kazası; işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucunda meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ve ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, işverenden rücuen tahsil edilir.
Rücu davası da 7036 sayılı Kanun m.3/3 kapsamında arabuluculuk şartından muaftır. Uygulamada işçinin açtığı tazminat davasında belirlenen kusur oranı, rücu dosyasının seyrini de etkilediğinden, işveren tarafında savunmanın her iki dosya birlikte düşünülerek kurulması önem taşır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Yetki bakımından 7036 sayılı Kanun, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesini yetkili kılar. Dolayısıyla kaza Kahta’daki bir işyerinde meydana gelmişse, işverenin merkezi başka bir ilde olsa dahi dava yerel mahkemede açılabilir. Ölümlü kazalarda hak sahiplerinin her biri kendi zararı için ayrı talepte bulunabileceğinden, davanın taraf yapısının baştan doğru kurulması gerekir.
Sonuç ve Değerlendirme
İş kazası tazminat davalarında sonucu belirleyen üç unsur; kusur dağılımının doğru tespiti, maluliyet oranının eksiksiz belgelenmesi ve denkleştirme kalemlerinin hatasız uygulanmasıdır. Arabuluculuk şartının bulunmaması davayı hızlandırsa da, kaza sonrası ilk aşamada tutulan tutanakların ve alınan ifadelerin dosyaya yansıması yıllar sonra bile belirleyici olmaya devam eder. Bu nedenle sürecin daha soruşturma aşamasında takip edilmesi yerinde olur.
İş Hukukuyla İlgili Diğer Yazılarımız
Tazminat hukukunun genel çerçevesi için Kahta tazminat avukatı yazımızı, iş mahkemesindeki genel dava türleri için Kahta iş davası ve iş mahkemesi avukatı yazımızı, fesihten doğan alacaklar için Kahta kıdem ve ihbar tazminatı avukatı yazımızı, sigortasız çalışılan dönemin tescili için Kahta hizmet tespiti davası avukatı yazımızı inceleyebilirsiniz. İş Kanunu’nun güncel tam metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İş kazası tazminat davasında arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında dava şartı arabuluculuk hükmü uygulanmaz. Bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir.
İş kazasında işveren hangi hâllerde sorumlu olur?
İşveren, İş Kanunu m.77 ve Türk Borçlar Kanunu m.417 uyarınca işçinin sağlığını ve güvenliğini korumak için gerekli her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Bu gözetim borcuna aykırılık kusur sorumluluğunu doğurur. Kusur oranı, iş güvenliği uzmanı bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
İş kazası tazminat davasında hangi kalemler istenebilir?
Yaralanmalı kazalarda sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatı, geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve manevi tazminat istenebilir. Ölümlü kazalarda ise destekten yoksun kalma tazminatı ile yakınların manevi tazminat talepleri gündeme gelir.
SGK’dan gelir bağlanması tazminat hakkını ortadan kaldırır mı?
Hayır. Ancak Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri, hesaplanan maddi tazminattan denkleştirilir. Yani işçi aynı zararı iki kez tahsil edemez; SGK’nın karşıladığı kısım düşüldükten sonra kalan fark işverenden istenir.
SGK işverene rücu edebilir mi?
Evet. 5510 sayılı Kanun m.21 uyarınca iş kazası, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucunda meydana gelmişse Kurumca yapılan ve ileride yapılacak ödemeler işverenden rücuen tahsil edilir.
İş kazası tazminat davasında zamanaşımı ne kadardır?
İşverenin gözetim borcuna aykırılığından doğan tazminat talepleri kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kaza aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Maluliyet oranı nasıl belirlenir?
Maluliyet oranı, yetkili sağlık kuruluşlarının raporları ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ya da üniversite hastanesi kurul raporuyla belirlenir. Bu oran, kusur oranı ve işçinin ücretiyle birlikte aktüeryal hesaplamaya esas alınır.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak Adıyaman ve Kahta merkezli çalışmalarında iş hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. İş kazası dosyalarında kusur raporlarının incelenmesi, maluliyet tespiti sürecinin takibi ve denkleştirme kalemlerinin denetlenmesi gibi sürecin seyrini etkileyen aşamalara özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.