
Kısa cevap: Tutuklama kararına itiraz edilebilir (CMK m.101/5) ve süre iki haftadır — CMK m.268/1 uyarınca süre, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren işler. Eski kaynaklardaki “yedi gün” bilgisi güncel değildir. İtiraz, kararı veren mercie dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır; o merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse en çok üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir (m.268/2). Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına itirazı asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (m.268/3-b).
Bu yazının odağı, itiraz ile tahliye talebinin ve resen incelemenin birbirinden ayrılmasıdır; üçü farklı kurumlardır ve birini kullanmak diğerinin yerine geçmez.
Dosyanızdaki sürelerin tespiti için iletişime geçebilirsiniz.
Üç Ayrı Yol: İtiraz, Tahliye Talebi, Resen İnceleme
İtiraz bir kanun yoludur. Verilmiş bir karara yöneliktir, süreye tabidir ve inceleme başka bir merci tarafından yapılır. Tutuklama kararına, tutukluluğun devamına ve tahliye isteminin reddine ilişkin kararlara karşı kullanılır.
Tahliye talebi ise bir kanun yolu değildir. CMK m.104/1 uyarınca şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebilir. Bu talep süreye bağlı değildir; reddedilirse yeniden yapılabilir ve ret kararına karşı ayrıca itiraz edilebilir (m.104/2). Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde ise karar, dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir ve resen de verilebilir (m.104/3).
Resen inceleme ise mahkemenin kendiliğinden yaptığı denetimdir. CMK m.108/1 uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından m.100 hükümleri göz önünde bulundurularak şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir. İkinci fıkra uyarınca bu inceleme şüpheli tarafından da istenebilir. Kovuşturmada ise hâkim veya mahkeme her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da aynı süre içinde resen karar verir (m.108/3).
Pratik sonucu şudur: itiraz süresi geçmiş olsa bile tahliye talebi yolu kapanmaz; buna karşılık tahliye talebi, süresi içinde yapılmış bir itirazın sağlayacağı ayrı bir merci denetiminin yerine geçmez.
Karşılaştırma

İtirazın Dayandırılacağı Noktalar
CMK m.101, tutuklama kararında nelerin gösterileceğini açıkça sayar; itiraz dilekçesinin ekseni de bu dört başlıktır. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda (a) kuvvetli suç şüphesini, (b) tutuklama nedenlerinin varlığını, (c) tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu ve (d) adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Son bent 08.07.2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun’la eklenmiştir.
Ayrıca m.101/1 uyarınca tutuklama istemlerinde de mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. Dolayısıyla itirazda yalnızca kararın değil, talebin gerekçesinin de denetlenmesi istenebilir.
Bunlara ek olarak m.101/3, tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanığın kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanacağını düzenler; m.101/4 ise tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanığın derhâl serbest bırakılacağını öngörür.
Kararınızın gerekçesinin incelenmesi için destek alabilirsiniz.
Anayasa Mahkemesi Kararları Ne Diyor?
Somut olgu gösterilmezse ihlal kararı verilebiliyor. Anayasa Mahkemesi (İkinci Bölüm), Endam Hatice Özaslan başvurusu, B. No: 2023/89439, 10.02.2026 tarihli kararında üç nokta ayrı ayrı denetlenmiştir. Birincisi, hem tutuklama kararında hem tensip zaptıyla verilen devam kararında suçun katalog suç olduğu belirtilmiş; oysa başvurucunun tutuklandığı suçun katalog suçlardan olmadığı tespit edilerek kaçma veya delilleri değiştirme riskinin varsayılamayacağı vurgulanmıştır. İkincisi, kaçma şüphesi bakımından şüphelinin sabit yerleşim yeri, mesleği, yakalanma şekli, süreç içindeki tavrı gibi kişisel unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; evinde yakalanan ve kaçma girişimi bulunmayan başvurucu bakımından kararda hiçbir kişisel değerlendirme yer almadığı saptanmıştır. Üçüncüsü, delilleri karartma riskinin olgusal bir temeli bulunması gerektiği, yalnızca “delillerin henüz tam olarak toplanamamış olması” ifadesinin yeterli olmadığı; esasen delillerin karar tarihinde makamların uhdesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Buna karşılık her itiraz sonucu ihlal anlamına gelmiyor. Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), Ednan Şentürk başvurusu, B. No: 2014/1155, 01.06.2016 tarihli kararında; başlangıçtaki tutuklama nedenlerinin belli bir süreye kadar yeterli görülebileceği, bu süre geçtikten sonra uzatma kararlarında nedenlerin devam ettiğinin gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ve bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenle yürütülüp yürütülmediğinin de inceleneceği belirtilmiştir. Somut olayda yaklaşık iki yıl bir aylık tutukluluk bakımından gösterilen gerekçeler yeterli bulunarak ihlal bulunmadığına karar verilmiş; hüküm sonrası itiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığı ve Cumhuriyet savcısının görüşünün tebliğ edilmediği yönündeki iddia ise açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayılmıştır.
Ayrıca ilk kararda, itiraz imkânlarından yararlandırılmama iddiası bakımından CMK m.141/1-k’de öngörülen tazminat davası yolunun, tahliye edilmiş başvurucular için tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir. Mevzuat ve kararlar Yargı PRO üzerinden tam metinden doğrulanmıştır.
Süreç
TUTUKLAMAYA İTİRAZ SÜRECİ
Üç Teknik Ayrıntı
Birincisi, merci 2021’de değişti. CMK m.268/3-b, 08.07.2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun’la değiştirilmiştir. Bugün sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazları, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir. Sulh ceza hâkimliğinin diğer kararlarına itiraz ise m.268/3-a’daki sıraya göre incelenir. Eski kaynaklardaki “bir sonraki numaralı sulh ceza hâkimliği” bilgisi, tutuklama kararları bakımından güncel değildir.
İkincisi, merciin kararı kesindir ama bir istisnası vardır. CMK m.271/4 uyarınca merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Üçüncüsü, süre “öğrenme” gününden işler. m.268/1 metni “ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren” demektedir. Bu nedenle kararın tebliğ edilmediği ya da usulsüz tebliğ edildiği hâllerde sürenin başlangıcı tartışmaya açıktır; öğrenme tarihinin belgelenmesi bu bakımdan önem taşır.
Sonuç ve Değerlendirme
Tutuklamaya itirazda üç nokta belirleyicidir: süre iki haftadır ve kararı öğrenme gününden işler; itiraz kararı veren mercie verilir ve tutuklama kararları bakımından incelemeyi asliye ceza mahkemesi hâkimi yapar; itirazın ekseni kararda somut olgu gösterilip gösterilmediğidir. Anayasa Mahkemesi kararları, katalog suç olmayan bir suçta katalog suç varsayımına dayanılmasını, kaçma şüphesi bakımından kişisel değerlendirme yapılmamasını ve delil karartma riskinin olgusal temelden yoksun bırakılmasını ihlal nedeni saymaktadır. Buna karşılık yeterli gerekçeye dayanan kararlarda ihlal bulunmadığına da karar verilebildiği gözetilmelidir. İtiraz süresi geçse dahi tahliye talebi yolu kapanmaz.
Tutuklama gerekçesi olan delil karartma şüphesi ile TCK m.281’deki delilleri gizleme suçunun farkı için suçluyu kayırma ve delil karartma suçu yazımıza bakabilirsiniz.
İlgili Diğer Yazılarımız
Tutuklama kararına karşı savunma çerçevesi için Kahta tutuklama ve itiraz avukatı, tutuklama yerine uygulanabilecek tedbir için Kahta adli kontrol tedbiri avukatı, öncesindeki aşama için Gözaltı süresi en fazla ne kadar olabilir? ve Yakınım gözaltına alındı: ne yapmalıyım?, sıfatlar için Şüpheli ile sanık arasındaki fark nedir? yazılarımızı inceleyebilirsiniz. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun güncel tam metni Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden okunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tutuklama kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Ceza Muhakemesi Kanunu m.101/5 uyarınca tutuklama kararına ve m.100 gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir. Ayrıca m.104/2 uyarınca tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmeye ilişkin kararlara da itiraz yolu açıktır.
İtiraz süresi kaç gündür?
CMK m.268/1 uyarınca kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. Eski kaynaklarda geçen yedi günlük süre güncel değildir.
İtiraz nereye verilir?
İtiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Karara itiraz edilen merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir.
İtirazı kim inceler?
CMK m.268/3-b uyarınca sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
İtiraz ile tahliye talebi aynı şey midir?
Hayır. İtiraz, verilmiş bir karara karşı kanun yoludur ve süreye tabidir. Tahliye talebi ise CMK m.104/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir; süreye bağlı değildir ve bu talep üzerine verilen karara karşı ayrıca itiraz edilebilir.
Tutukluluk resen de incelenir mi?
Evet. CMK m.108/1 uyarınca soruşturma evresinde en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından şüpheli veya müdafii dinlenerek karar verilir. Kovuşturmada ise m.108/3 uyarınca hâkim veya mahkeme her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde resen karar verir.
İtiraz duruşmalı mı incelenir?
CMK m.271/1 uyarınca kanunda yazılı hâller saklı kalmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir; gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. Anayasa Mahkemesi de hüküm sonrası itiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığına ilişkin bir şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez bulmuştur.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. Tutukluluk dosyalarında kararın gerekçesinin somut olgu bakımından denetlenmesi, sürelerin ve öğrenme tarihinin belgelenmesi ile adli kontrol seçeneğinin ayrıca tartışılması gibi hususlara özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.