
Kısa cevap: Tutuklama kararına itiraz, CMK m.101 ve m.104 uyarınca kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde, kararı veren hakim veya mahkemeye yapılır. Sulh ceza hakimliğinin kararlarına yapılan itirazlar yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hakimince incelenir. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması hâlinde itiraz yolu kapanır, ancak tutukluluğun devamı yargılama boyunca re’sen incelenmeye devam eder.
Tutuklanan bir kişi için, itiraz süresinin ve doğru merciin bilinmesi, özgürlüğün kısıtlanmasına karşı ilk ve en hızlı hukuki yoldur. Bu yazıda itiraz süreci, süresi, mercii ve tahliye talebiyle farkı ele alınmaktadır.
7 günlük itiraz süresinin doğru hesaplanması büyük önem taşır; dosyanız için hemen iletişime geçebilirsiniz.
Tutuklamaya İtiraz Nedir?
Tutuklama kararı, CMK m.101 uyarınca soruşturma aşamasında sulh ceza hakimliği, kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından verilir. Bu karara karşı şüpheli veya sanık, CMK m.104 kapsamında itiraz kanun yoluna başvurabilir. İtirazın amacı, tutuklama kararının hukuka uygunluğunun ve tutukluluğun devamına gerek olup olmadığının üst mercii tarafından denetlenmesidir.
İtiraz Süreci Nasıl İşler?
TUTUKLAMAYA İTİRAZ SÜRECİ

Hangi Mahkeme İtirazı İnceler?
İtiraz mercii, kararı veren merciin türüne göre değişir. Sulh ceza hakimliğinin verdiği tutuklama kararlarına yapılan itirazlar, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından incelenir. Asliye ceza mahkemesince verilen kararlara yönelik itirazlar ise kendi yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesince incelenir.
İtiraz ile Tahliye Talebi Arasındaki Fark
İtiraz, belirli bir tutuklama kararına karşı 7 günlük süreye bağlı bir kanun yoludur. Tahliye talebi ise bu süreyle sınırlı olmaksızın, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir; ayrıca tutukluluğun devamı kanunda öngörülen aralıklarla mahkemece re’sen de incelenir. Bu iki yol birbirini tamamlayan, ancak farklı usul kurallarına tabi başvuru yollarıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Tutuklamaya itiraz, özgürlüğü kısıtlayan bir tedbire karşı başvurulabilecek en hızlı kanun yollarından biridir. 7 günlük sürenin hak düşürücü olması nedeniyle, kararın tebliğ veya tefhim edildiği andan itibaren vakit kaybetmeden hareket edilmesi büyük önem taşır. İtirazın reddi kesin olsa da, tutukluluğun devamı yargılama boyunca yeniden değerlendirmeye açık kalmaya devam eder.
Ceza Hukukuyla İlgili Diğer Yazılarımız
Genel ceza davalarında süreç için Kahta ceza avukatı yazımızı, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar için Kahta ağır ceza avukatı yazımızı inceleyebilirsiniz. CMK’nın güncel tam metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Tutuklama kararına itiraz süresi ne kadardır?
Tutuklama kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmesi gerekir; bu süre hak düşürücüdür.
İtiraz nereye yapılır?
İtiraz dilekçesi veya beyanı, kararı veren hakim veya mahkemeye verilir; o merci itirazı yerinde görmezse en çok 3 gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir.
Sulh ceza hakimliği kararına kim bakar?
Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararlarına yapılan itirazlar, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından incelenir.
İtiraz reddedilirse ne olur?
İtirazın reddi kesindir; ancak tutukluluk devam ettiği sürece belirli aralıklarla tutukluluğun devamı re’sen incelenir ve yeniden tahliye talebinde bulunulabilir.
Tahliye talebi itirazdan farklı mıdır?
Evet, itiraz belirli bir karara karşı süreli bir kanun yoludur; tahliye talebi ise yargılamanın her aşamasında, süreye bağlı olmaksızın yapılabilir.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak Adıyaman ve Kahta merkezli çalışmalarında ceza hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. Tutuklama kararlarına itiraz sürecinde sürenin doğru hesaplanması ve itirazın usulüne uygun hazırlanması gibi sürecin seyrini etkileyen aşamalara özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.