
Kısa cevap: Tam yargı davası, idarenin bir eylemi veya işlemi yüzünden kişisel hakkı zarar gören kişinin, bu zararın parayla giderilmesi için idareye karşı idare mahkemesinde açtığı tazminat davasıdır. Zarar bir idari eylemden doğduysa önce idareye başvurmak zorunludur: eylemi öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde eylemden itibaren 5 yıl içinde. İdare 30 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve 60 gün içinde dava açılır. Zarar bir idari işlemden doğduysa tebliğden itibaren 60 gün içinde doğrudan dava açılabilir.
Önemli noktalar
- İdari eylemde ön başvuru süresi öğrenmeden itibaren 1 yıl, eylemden itibaren en fazla 5 yıldır (İYUK m.13).
- İdarenin cevap süresi 7331 sayılı Kanunla 2021’de 60 günden 30 güne indirilmiştir.
- İdari işlemde iptal ve tam yargı istemi aynı dilekçede, tebliğden itibaren 60 gün içinde ileri sürülebilir (İYUK m.12).
- Memurun görevdeki kusurundan doğan dava idareye karşı açılır; idare görevliye rücu eder (Anayasa m.129/5).
İptal davasının genel usulünü, üst makama başvuruyu ve yürütmenin durdurulmasını Kahta iptal davası (idari dava) avukatı yazımızda anlattık. Bu yazı yalnız tazminat tarafına odaklanır: idareden para istemenin şartları, süreleri ve sık yapılan usul hataları. Vergi ve vergi cezası uyuşmazlıklarında 30 günlük özel süre işler; bunun için Kahta vergi davası avukatı yazımıza bakabilirsiniz.
İdari eylemde 1 yıllık başvuru süresi, işlemde 60 günlük dava süresi kaçırıldığında hak çoğu zaman tamamen kaybedilir. Olay tarihi ve elinizdeki belgelerle süre dolmadan durumu birlikte değerlendirelim.
Tam Yargı Davası Nedir, Kimler Açabilir?
Tam yargı davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m.2/1-b’de “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan” dava olarak tanımlanır. Davayı ancak hakkı doğrudan zarar gören kişi açabilir; iptal davasındaki gibi menfaat ihlali yetmez, somut bir hak kaybı ve zarar gerekir.
Davanın anayasal dayanağı açıktır: “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” (Anayasa m.125, son fıkra). Sık görülen örnekler; belediyenin açık bıraktığı çukur nedeniyle yaralanma, kamu hastanesindeki tıbbi müdahale, haksız yıkım ve hukuka aykırı işlem yüzünden kazanç kaybıdır. Kamu hastanesindeki tıbbi hatalara ilişkin ayrıntıları Kahta malpraktis avukatı yazımızda ele aldık.
Kanunun tam metni 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (mevzuat.gov.tr) adresindedir.
İdare Hangi Durumlarda Tazminat Öder?
İdarenin tazminat sorumluluğu, Danıştay içtihadında iki esasa dayanır: hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk. İdare, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları öder. Zarar, idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğmalı; davacının ya da üçüncü kişinin kusuru sorumluluğu azaltabilir veya ortadan kaldırabilir.
Hizmet kusuru, idarenin yürüttüğü bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bozukluktur. Hizmetin kötü, geç işlemesi veya hiç işlememesi bu kapsamdadır; zarara hangi görevlinin yol açtığının bulunması gerekmez.
Kusursuz sorumluluk ise idarenin kusuru ispatlanamasa da zararı üstlendiği durumlardır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, mahkemenin önce hizmet kusuru olup olmadığını araştırması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağını incelemesi ve tazminata hükmederken sorumluluk sebebini açıkça belirtmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Memura mı, idareye mi dava açılır?
Kamu görevlisinin görevini yaparken işlediği kusurdan doğan zarar için dava idareye karşı açılır. Anayasa m.129/5 bunu açıkça düzenler: bu davalar “kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” Görevliyi kişisel olarak adli yargıda dava etmek bu hüküm karşısında sonuç vermez ve zaman kaybettirir. İdari yargıda yanlış hasım gösterilirse dava reddedilmez, dilekçe gerçek hasma tebliğ edilir (İYUK m.15/1-c).
İdari Eylemde Tazminat Süresi Ne Kadar? (İYUK m.13)
İdari eylemden doğan zararda tazminat süresi iki aşamalıdır ve İYUK m.13’te düzenlenir. Önce idareye başvurulur, sonra dava açılır. Kanun metni şöyledir: zarar görenlerin, eylemleri “yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.”
Başvuru reddedilirse ret işleminin tebliğini izleyen günden, idare 30 gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi işler (İYUK m.7). İdarenin cevap süresi 7331 sayılı Kanunla (RG 14.07.2021) 60 günden 30 güne indirilmiştir; eski kararlardaki “altmış gün” ifadesi bu yüzdendir.
1 yıllık süre ne zaman başlar?
Bir yıllık süre, eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın kesin olarak ortaya çıktığı tarihten başlar. Danıştay, eylemin idariliği ve zararın sonradan, örneğin kesin sağlık raporu veya kesinleşen bir yargı kararıyla anlaşıldığı olaylarda, süreyi olay tarihinden başlatmanın hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağını kabul etmektedir. Beş yıllık üst sınır ise eylem tarihinden işler ve bu esneklikten etkilenmez.
Örnek süre hesabı
Belediyenin kapağı açık bıraktığı bir rögar nedeniyle 13 Mart 2025’te yaralanan kişi, en geç 13 Mart 2026’ya kadar belediyeye yazılı başvuru yapmalıdır. Başvuru 7 Ocak 2026’da yapılır ve belediye cevap vermezse istek 6 Şubat 2026’da reddedilmiş sayılır. Dava açma süresi bu tarihten itibaren 60 gündür; son gün 7 Nisan 2026’dır. Belediye süre içinde açıkça ret cevabı verirse 60 gün ret yazısının tebliğinden itibaren hesaplanır.
İdari İşlemden Doğan Zararda Dava Nasıl Açılır? (İYUK m.12)
İdari işlemden doğan zararda tazminat yolu, İYUK m.12 uyarınca üç seçenek sunar ve burada ön başvuru şartı yoktur. Hakkı ihlal eden kişi işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde doğrudan tam yargı davası açabilir, iptal ve tam yargı istemlerini aynı dilekçede birleştirebilir ya da önce iptal davası açıp sonra tazminat isteyebilir.
Üçüncü yolda tam yargı davası, iptal davasında verilen kararın, kanun yoluna gidilmişse kanun yolu kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde açılır. İşlemin uygulanmasından doğan zararlarda süre, uygulama (icra) tarihinden başlar. Kanun, bu hâllerde de ilgililerin İYUK m.11 uyarınca idareye başvurma hakkını saklı tutar.
Eylem mi, işlemin icrası mı?
Ayrım süreyi doğrudan değiştirir: işlemin icrasından doğan zararda dava süresi 60 gün, salt idari eylemde ise kural olarak 1 yıl içinde idareye başvuru ve ardından dava açılmasıdır. Danıştay 6. Dairesi, öncesinde hiçbir yıkım kararı alınmadan ve tebligat yapılmadan gerçekleştirilen bir yıkımı idari eylem saymış; 60 günden sonra açılan davayı süresinde kabul etmiştir. İdare önce bir yıkım kararı alıp bunu tebliğ etseydi yıkım, işlemin icrası sayılacak ve 60 günlük süre işleyecekti.
İdari eylemden doğan zararda tam yargı davası adım adım

Tam Yargı Davasında Neler İstenebilir?
Tam yargı davasında istenebilecek tazminat, idarenin eylemi veya işlemiyle uygun nedensellik bağı bulunan gerçekleşmiş zararla sınırlıdır. Maddi tazminat; tedavi giderleri, iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı, destekten yoksun kalma, eşya ve yapıdaki zarar gibi kalemlerden oluşur. Bunun yanında kişinin yaşadığı acı ve üzüntü için manevi tazminat istenir.
Dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu miktarın gösterilmesi zorunludur (İYUK m.3/2-d). Zarar dava açılırken tam hesaplanamıyorsa, İYUK m.16/4’e göre dilekçedeki miktar nihai karara kadar harcı ödenerek “bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir”; bu genellikle bilirkişi raporundan sonra yapılır.
Gerçekleşmemiş, ihtimale dayalı zararlar ise tazmin edilmez. Tazminata hükmedildiğinde idare, İYUK m.28/6 uyarınca mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun m.48’e göre belirlenen tecil faizi oranında faiz de öder. İdare kararın gereğini otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır (İYUK m.28/1).
Kahta’dan Tam Yargı Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Kahta’dan açılacak bir tam yargı davasında yetkili mahkeme, İYUK m.36’daki sıraya göre belirlenir. Önce zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözmeye yetkili mahkemeye bakılır. Zarar bayındırlık veya ulaştırma gibi bir hizmetten ya da idarenin bir eyleminden doğmuşsa, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yerin idare mahkemesi yetkilidir. Diğer hâllerde davacının ikametgâhı esas alınır.
Adıyaman ve ilçelerini yargı çevresine alan idare mahkemesi Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarıyla belirlenir ve değişebilir; dilekçe verilmeden önce güncel yargı çevresi kararı kontrol edilmelidir. Kahta’da idare mahkemesi bulunmadığından dava dilekçesi, İYUK m.4 uyarınca yetkili mahkemeye gönderilmek üzere Kahta’daki asliye hukuk hâkimliğine de verilebilir. Yetki kamu düzenindendir (İYUK m.32/2).
Dava yanlışlıkla adli yargıda açılır ve görev yönünden reddedilirse, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde idari yargıda dava açılabilir (İYUK m.9). Bu durumda İYUK m.13/2 uyarınca idareye ön başvuru şartı aranmaz.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Tam yargı davalarında hak kayıplarının çoğu zararın esasından değil, süre ve usulden doğar. İdareye başvurunun geç yapılması, eylem ile işlemin karıştırılması ve yanlış kişinin davalı gösterilmesi, haklı bir tazminat talebini bile esasa girilmeden sonuçsuz bırakabilir. Kahta’daki dosyalarda en sık rastlanan hatalar şunlardır:
- Ön başvuruyu atlamak: İdari eylemde idareye başvurmadan açılan dava esastan incelenmez; dilekçe idareye gönderilir (İYUK m.15/1-e) ve süreç aylarca uzar.
- Süreyi olay günü sanmak ya da hiç hesaplamamak: Bir yıllık süre öğrenmeden başlasa da beş yıllık üst sınır eylem tarihinden işler ve uzamaz.
- Geç başvurunun süreyi canlandıracağını düşünmek: Süre geçtikten sonra yapılan başvuruya idarenin verdiği ret cevabı yeni bir dava süresi başlatmaz.
- Eylem ile işlemin icrasını karıştırmak: Önceden tebliğ edilmiş bir kararın uygulanmasından doğan zararda 60 gün işler; 1 yıla güvenmek davayı süreden düşürebilir.
- Memuru kişisel olarak dava etmek: Görev kusurunda davalı idaredir (Anayasa m.129/5); görevliye karşı adli yargıda açılan dava sonuç vermez.
Danıştay Tam Yargı Davalarında Ne Diyor?
Danıştay, tam yargı davalarında sürenin başlangıcını, eylem ile işlemin ayrımını, idarenin sorumluluk esasını ve görevli yargı yerini kararlarında ayrıntılı biçimde ele almaktadır. Aşağıdaki dört kararın tam metinleri okunmuştur; her biri tam yargı davasının farklı bir yönünü gösterir.
- Danıştay 8. Dairesi’nin 07.04.2023 tarihli, 2021/1776 E., 2023/1839 K. sayılı kararı: Elektrik çarpması sonucu malul kalan çocuk için yapılan başvuruda, eylemin idariliğinin adli yargıdaki görevsizlik kararının kesinleştiği tarihte öğrenildiği kabul edilmiş; bu tarihten itibaren 1 yıl içindeki başvuru süresinde sayılarak süre ret kararı bozulmuştur.
- Danıştay 6. Dairesi’nin 26.06.2024 tarihli, 2023/8900 E., 2024/3938 K. sayılı kararı: Hiçbir karar alınmadan ve tebligat yapılmadan 775 sayılı Kanun m.18’e göre gerçekleştirilen yıkım idari eylem sayılmıştır. 60 günden sonra, ancak 1 yıl dolmadan açılan tazminat davasını süre aşımından reddeden idare mahkemesi kararı kanun yararına bozulmuştur.
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 07.03.2024 tarihli, 2023/295 E., 2024/515 K. sayılı kararı: Mahkemenin önce hizmet kusurunu, yoksa kusursuz sorumluluğu araştırması gerektiği belirtilmiştir. Ruhsatı veren belediyenin karar organlarında yer alan şirket ortağının kendi kusuruyla uğradığı zararın idareye yüklenemeyeceği oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
- Danıştay 10. Dairesi’nin 24.04.2025 tarihli, 2022/1792 E., 2025/2233 K. sayılı kararı: Kamu kurumunun haksız suç duyurusu nedeniyle beraat eden kişinin tazminat davasının, hizmet kusuru iddiasına dayandığı için idare mahkemesinin görevine girdiği belirtilmiş; görev ret kararı bozulmuştur.
Olay tarihi, idareye yapılan başvuru ve varsa ret yazısıyla görüşmeye gelebilirsiniz. Ön başvuru, dava süresi ve istenebilecek zarar kalemlerini dosyanız üzerinden birlikte değerlendirelim.
Sıkça Sorulan Sorular
Tam yargı davası açma süresi ne kadardır?
İdare mahkemesinde dava açma süresi 60 gündür (İYUK m.7). İdari eylemden doğan zararda önce idareye başvurulur: öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde eylemden itibaren 5 yıl. Başvurunun reddi ya da 30 gün cevapsız kalması üzerine 60 gün içinde dava açılır.
İdareye başvurmadan tam yargı davası açılabilir mi?
İdari eylemden doğan zararda hayır; İYUK m.13’teki ön başvuru dava açmanın şartıdır. Başvurusuz açılan dava esastan incelenmez, dilekçe idareye gönderilir (m.15/1-e). Adli yargıda görev yönünden reddedilen davada bu şart aranmaz. İdari işlemde ise tebliğden itibaren 60 gün içinde doğrudan dava açılabilir.
İdareye karşı manevi tazminat istenebilir mi?
Evet. Tam yargı davasında maddi zararın yanında, idari eylem veya işlemin kişide yarattığı acı ve üzüntü için manevi tazminat da istenir. Her iki kalem dava dilekçesinde ayrı ayrı ve miktar gösterilerek talep edilmelidir (İYUK m.3/2-d).
Zararı veren memura doğrudan dava açabilir miyim?
Kamu görevlisinin yetkisini kullanırken işlediği kusurdan doğan tazminat davası, Anayasa m.129/5 uyarınca görevliye değil idareye karşı açılır. İdare ödediği tazminatı kusurlu görevliye rücu edebilir. Görevle ilgisi olmayan özel hayattaki fiiller bu kapsamda değildir.
Kahta’dan tam yargı davası hangi mahkemede açılır?
Yetkili mahkeme İYUK m.36’ya göre belirlenir: eylemden doğan zararda eylemin yapıldığı yerin idare mahkemesi yetkilidir. Kahta’da idare mahkemesi bulunmadığından dilekçe, İYUK m.4 uyarınca gönderilmek üzere Kahta’daki asliye hukuk hâkimliğine de verilebilir.
Tam yargı davasında verilen karara itiraz edilebilir mi?
İdare mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde bölge idare mahkemesinde istinaf yoluna başvurulur (İYUK m.45). Konusu kanundaki parasal sınırı aşmayan tam yargı davalarında karar kesindir; sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve dava tarihindeki sınır esas alınır.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı avukattır ve Kahta ile Adıyaman merkezde idari yargı ve tazminat uyuşmazlıklarında vekillik yürütmektedir. Kahta’da idareye karşı tazminat konusunda en sık sorulanlar, idareye başvurunun ne zamana kadar yapılacağı, belediye veya kamu hastanesi gibi davalının doğru belirlenmesi ve manevi tazminatın nasıl isteneceğidir. Bu yazı 5 Kasım 2026 itibarıyla güncel 2577 sayılı Kanun metni ve tam metni okunmuş Danıştay kararları esas alınarak hazırlanmıştır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.