
Kısa cevap: İştirak nafakası, TMK m.182/2 ve m.327 uyarınca velayet kendisinde olmayan ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılma yükümlülüğüdür. Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin gelir durumuna göre hakim tarafından belirlenir. Nafaka kural olarak çocuğun 18 yaşına kadar ödenir; eğitim devam ediyorsa bu süre uzayabilir.
Boşanma sonrasında çocuğun giderlerinin nasıl karşılanacağı, ebeveynler arasında en sık uyuşmazlık yaşanan konulardan biridir. Bu yazıda iştirak nafakasının kim tarafından ödeneceği, miktarının nasıl belirlendiği ve nafakanın sona erme koşulları ele alınmaktadır.
İştirak nafakası talebinizin veya mevcut nafakanın miktarının dosyanıza uygun şekilde belirlenmesi için iletişime geçebilirsiniz.
İştirak Nafakası Nedir?
TMK m.327’ye göre ana ve baba, ergin olmayan çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılamakla yükümlüdür. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, bu yükümlülüğü m.182/2 uyarınca iştirak nafakası ödeyerek yerine getirir. Nafaka; barınma, giyim, beslenme, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi çocuğun temel ihtiyaçlarını kapsar.

Nafaka Ödenmezse Ne Olur?
Hakim tarafından belirlenen iştirak nafakasının ödenmemesi hâlinde, alacaklı taraf icra takibi başlatarak alacağını tahsil edebilir. Nafaka borcunun ödenmemesi, İcra ve İflas Kanunu kapsamında ayrıca disiplin hapsi yaptırımına konu olabilecek özel bir düzenlemeye de tabidir; bu nedenle nafaka yükümlülüğünün düzenli yerine getirilmesi önem taşır.
Sonuç ve Değerlendirme
İştirak nafakası, çocuğun boşanma sonrasında da ihtiyaçlarının karşılanmasını güvence altına alan, ebeveynlerin ortak sorumluluğuna dayanan bir yükümlülüktür. Miktarının doğru belirlenmesi hem çocuğun menfaati hem de tarafların mali dengesi açısından önem taşır; zamanla değişen koşullarda nafaka artırım veya azaltım davası yoluyla yeniden değerlendirilebilir.
Velayet karşı tarafa geçtiğinde nafaka yükümlülüğü de değişir; bkz. velayet değişikliği davası.
Aile Hukukuyla İlgili Diğer Yazılarımız
Nafakanın artırılması için Kahta nafaka artırım avukatı yazımızı, genel nafaka türleri için Kahta nafaka avukatı yazımızı, boşanma süreci için Kahta boşanma avukatı yazımızı inceleyebilirsiniz. TMK’nın güncel tam metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Çocuk için bağlanan nafakanın ödenmemesi hâlinde başvurulabilecek nafaka ödememe nedeniyle tazyik hapsi yolu icra ceza mahkemesinde işler.
Sıkça Sorulan Sorular
İştirak nafakasını kim öder?
Velayet kendisinde olmayan ebeveyn, TMK m.182/2 ve m.327 uyarınca çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmakla yükümlüdür.
İştirak nafakası ne zaman sona erer?
Nafaka kural olarak çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla sona erer; ancak çocuk ergin olduktan sonra da eğitimine devam ediyorsa TMK m.328 uyarınca eğitim süresince devam edebilir.
Nafaka miktarı neye göre belirlenir?
Çocuğun yaşı, ihtiyaçları (barınma, giyim, sağlık, eğitim) ve her iki ebeveynin mali gücü birlikte değerlendirilerek hakim tarafından hakkaniyete göre belirlenir.
Nafaka ödenmezse ne yapılabilir?
Ödenmeyen nafaka alacağı icra takibine konu edilebilir; nafaka borcunun ödenmemesi ayrıca İcra ve İflas Kanunu kapsamında ayrı bir suç da oluşturabilir.
İştirak nafakası boşanmadan önce de istenebilir mi?
Evet, dava süresince çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması için tedbir nafakası talep edilebilir; iştirak nafakası ise boşanma kararıyla birlikte kalıcı olarak belirlenir.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak Adıyaman ve Kahta merkezli çalışmalarında aile hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. İştirak nafakası taleplerinin ve miktarının çocuğun menfaatine uygun şekilde belirlenmesi gibi sürecin seyrini etkileyen aşamalara özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.