
Kısa cevap: Kural olarak mümkündür — savunmasını bizzat yapmak şüphelinin ve sanığın hakkıdır. Ancak kanun bazı hâllerde müdafi bulunmasını zorunlu kılar: Ceza Muhakemesi Kanunu m.150/2 uyarınca şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir; m.150/3 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da aynı hüküm uygulanır. Ayrıca m.101/3 uyarınca tutuklama istenildiğinde müdafi yardımından yararlanılır.
Bu yazı abartılı bir uyarı metni değildir; iki şeyi birlikte göstermeyi amaçlar: hangi hâllerde müdafi bulunmasının kanunen zorunlu olduğu ve müdafi bulunmadan verilen ifadenin delil değeri bakımından hangi kurala tabi olduğu.
Dosyanızın bu kapsama girip girmediğinin tespiti için iletişime geçebilirsiniz.
Zorunlu Müdafilik: Üç Ayrı Durum
CMK m.150 üç kademeli bir düzen kurar ve bunların farkı önemlidir.
Talebe bağlı görevlendirme (m.150/1). Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir. Burada belirleyici olan kişinin talebidir.
İstem aranmaksızın görevlendirme (m.150/2). Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Burada kişinin “istemiyorum” demesi sonucu değiştirmez.
Ceza ağırlığına bağlı görevlendirme (m.150/3). Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. Metindeki ifade “beş yıldan fazla”dır; bu nedenle alt sınırı tam beş yıl olan suçlarla “beş yıldan fazla” olan suçlar arasındaki ayrım dosya özelinde dikkatle belirlenmelidir.
Bunlara ek olarak m.101/3, tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanığın kendisinin seçeceği ya da baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanacağını düzenler.
Karşılaştırma

Yargıtay Kararları Ne Diyor?
Zorunlu müdafi görevlendirilmemesi bozma nedenidir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 25.11.2025 tarihli, 2020/20957 E., 2025/12167 K. sayılı kararında; suç tarihi itibarıyla alt sınıra göre zorunlu müdafi tayini gerekmediği hâlde, hükümden önce yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle suçun alt sınırının yükseldiği, dolayısıyla karar tarihinde müdafi tayininin gerektiği belirtilmiş; müdafi görevlendirilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması sayılarak hükümler bozulmuştur. Aynı kararda, müdafilerin dosyadan çekilmesine karşın yeni müdafi görevlendirilmemesi veya müdafi temini için oturumun ertelenmemesi de ayrıca bozma nedeni yapılmıştır.
Müdafi olmaksızın alınan ifadenin kaderi kurala bağlıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 11.11.2021 tarihli, 2021/1753 E., 2021/9175 K. sayılı kararında; soruşturma evresinde kolluk tarafından müdafi olmaksızın alınan ifadenin duruşmada sanık tarafından kabul edilmemesi karşısında, CMK m.148/4 uyarınca bu ifadenin mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağı gözetilmeden karar verilmesi kanuna aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur.
Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: müdafi bulunmaması her hâlde yargılamayı geçersiz kılmaz; ancak zorunlu müdafilik kapsamına giren bir dosyada müdafi bulunmaması ya da müdafisiz alınan bir ifadenin doğrulanmaksızın hükme esas alınması kanuna aykırılıktır. Mevzuat ve kararlar Yargı PRO üzerinden tam metinden doğrulanmıştır.
İfade öncesi haklarınızın değerlendirilmesi için destek alabilirsiniz.
Kendi Savunmasını Yapmak İsteyen Kişi İçin Yol Haritası
SAVUNMAYI BİZZAT YAPARKEN İZLENECEK ADIMLAR
Dürüst Değerlendirme
Kendi savunmasını yapmak hukuken mümkündür ve bazı dosyalarda kişi bunu tercih eder. Buna karşılık güçlük, hukuk bilgisinden çok usul işlemlerinin zamanlamasında ortaya çıkar: hangi talebin hangi aşamada ileri sürülmesi gerektiği, hangi delilin celbinin ne zaman istenebileceği, bir beyanın sonradan geri alınmasının mümkün olup olmadığı gibi noktalar sürece bağlıdır ve geçen süre geri alınamaz.
Burada abartıya gerek yoktur: müdafi bulunmaması kendiliğinden mahkûmiyet anlamına gelmez, bulunması da kendiliğinden beraat anlamına gelmez. Ancak yukarıdaki kararların gösterdiği gibi kanun, belirli hâllerde müdafi bulunmasını yargılamanın geçerlilik koşulu hâline getirmiştir. Bu hâllerde tercih meselesi yoktur.
Son olarak maddi imkân konusunda bir hatırlatma: CMK m.150/1 kapsamında görevlendirme ve baroların adli yardım hizmeti, ücret ödeyemeyecek durumda olan kişiler için kurulmuş yollardır. Bu yollarla görevlendirilen meslektaşlar da aynı kanuni yetki ve yükümlülüklere sahiptir.
Sonuç ve Değerlendirme
Avukat tutmadan savunma yapmak kural olarak mümkündür; ancak dosyanın zorunlu müdafilik kapsamına girip girmediği baştan belirlenmelidir. Çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul, sağır ve dilsiz olma hâlleri ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesi istem aranmaksızın yapılır; tutuklama istenmesi hâlinde de müdafi yardımından yararlanılır. Ayrıca müdafi olmaksızın kollukta alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı kuralı hem savunma hem iddia bakımından belirleyicidir.
İlgili Diğer Yazılarımız
İfade aşaması için Karakolda ifade verirken avukat şart mı? ve Savcılıktan ifadeye çağrıldım: ne yapmalıyım?, maddi imkân konusunda Adli yardımdan kimler yararlanabilir?, vekâlet ve ücret için Ceza davası için vekâletname nasıl verilir? ve Ceza avukatı ücreti nasıl belirlenir?, sıfatlar için Şüpheli ile sanık arasındaki fark nedir? yazılarımızı inceleyebilirsiniz. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun güncel tam metni Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden okunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Avukat tutmadan savunma yapmak mümkün müdür?
Kural olarak mümkündür. Ceza Muhakemesi Kanunu şüpheli ve sanığa savunmasını bizzat yapma imkânı tanır. Ancak kanunda sayılan bazı hâllerde müdafi bulunması zorunludur; bu hâllerde yargılamanın müdafi olmadan sürdürülmesi hukuka aykırılık oluşturur.
Zorunlu müdafi hâlleri nelerdir?
CMK m.150/2 uyarınca müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da bu hüküm uygulanır.
Tutuklama istenirse avukat bulunur mu?
CMK m.101/3 uyarınca tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
Avukat tutacak maddi imkânım yoksa ne olur?
CMK m.150/1 uyarınca şüpheli veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir. Ayrıca baroların adli yardım bürolarına başvurulabilir.
Müdafi olmadan kolluğa verdiğim ifade ne olur?
CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Yargıtay kararlarında bu kurala aykırı mahkûmiyet hükümleri bozulmaktadır.
Zorunlu müdafi görevlendirilmezse sonuç ne olur?
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 25.11.2025 tarihli kararında, alt sınır itibarıyla müdafi tayini gerektiği hâlde müdafi görevlendirilmeden yargılamaya devam edilmesini savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmiş ve hükümleri bozmuştur.
Suç için öngörülen ceza sonradan artarsa ne olur?
Aynı kararda, suç tarihinde müdafi tayini gerekmemesine karşın karar tarihinden önce yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle alt sınırın yükselmesi hâlinde, karar tarihindeki duruma göre müdafi görevlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. Dosyalarda zorunlu müdafilik koşullarının baştan belirlenmesi ve ifade aşamasındaki usul işlemlerinin tutanağa doğru geçirilmesi gibi hususlara özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.