
Kısa cevap: Bu sorunun cevabı artık gün değil, hafta üzerinden verilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu m.268/1’deki “yedi gün” ibaresi, 7499 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle “iki hafta” olarak değiştirilmiştir (kabul 2.3.2024, Resmî Gazete 12.3.2024). Kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie verilecek dilekçe ya da zabıt kâtibine beyanla yapılır. Yanlış kanun yolu seçilmesi hak kaybına yol açmaz: m.264/1 uyarınca kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.
İnternetteki pek çok kaynak hâlâ “yedi gün” yazmaktadır. Bu yazıda güncel süre, itirazın istinaftan farkı ve inceleme mercileri ele alınmaktadır.
Kararın türünü ve kalan süreyi birlikte tespit etmek için iletişime geçebilirsiniz.
İtiraz Hangi Kararlara Karşı Açıktır?
Ceza Muhakemesi Kanunu m.267 kuralı kısaca koyar: hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Buradaki ayrım önemlidir. Hâkim kararları, örneğin sulh ceza hâkimliğinin arama, elkoyma, tutuklama veya adli kontrol kararları kural olarak itiraza tabidir. Mahkeme kararları bakımından ise itiraz, yalnızca kanunun açıkça gösterdiği hâllerde mümkündür; bunun en bilinen örneği m.231/12 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır.
Usul m.268/1’de düzenlenmiştir: itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde m.35’e göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. m.268/2 gereğince kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.

Elinizdeki kararı inceleyip doğru yolu ve süreyi birlikte tespit edebiliriz.
Yanlış Kanun Yolu Seçilirse Ne Olur?
Uygulamada en sık sorulan sorulardan biri, dilekçede yanlış kanun yolunun yazılması hâlinde başvurunun reddedilip reddedilmeyeceğidir. Ceza Muhakemesi Kanunu m.264/1 bu endişeyi karşılar: kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 17.02.2020 tarihli, 2020/695 E., 2020/1494 K. sayılı kararı bu hükmün nasıl uygulandığını somutlaştırır. Dosyada bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, istinaf isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar vermiş; sanık müdafii ilk derece mahkemesine sunduğu dilekçede temyiz yoluna başvurduğunu yazmıştır. Daire, bu karara karşı m.279/1-son uyarınca itiraz yolunun açık olduğunu belirtmiş ve dilekçede temyiz yazılsa da “itiraz” yönünde bir irade ortaya konulduğunun açık olması karşısında, m.264 gereği yanılmanın başvurma hakkını ortadan kaldırmayacağını, başvurunun ilgili merci tarafından itiraz olarak incelenmesi gerektiğini değerlendirmiştir.
Aynı ilke hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından da uygulanmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 05.07.2023 tarihli, 2022/9295 E., 2023/5672 K. sayılı kararında; bu kararların Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 E., 2009/13 K. sayılı kararı uyarınca m.231/12 gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı belirtilmiş; m.264/1’deki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği sonucuna varılmış ve dosya bu amaçla mahkemesine iade edilmiştir.
Bu kararlardan çıkan pratik sonuç şudur: dilekçedeki adlandırma hatası tek başına hak kaybı doğurmaz, ancak süre bakımından aynı hoşgörü yoktur. Bu nedenle asıl dikkat edilmesi gereken, başvurunun iki haftalık süre içinde yapılmış olmasıdır.
İTİRAZ YOLUNUN İŞLEYİŞİ
İtirazı Hangi Merci İnceler?
İnceleme mercileri m.268/3’te sayılmıştır. Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazlar, 6545 sayılı Kanun’la değişik (a) bendi uyarınca kural olarak numara itibarıyla kendisini izleyen hâkimliğe, son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe aittir. Tutuklama ve adli kontrol bakımından ise ayrı bir düzenleme vardır: 7331 sayılı Kanun’la değişik (b) bendine göre sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanındadır.
Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazları (c) bendi uyarınca yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesi inceler. m.271/1 uyarınca kanunda yazılı hâller saklı kalmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir; gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. m.271/2’ye göre itiraz yerinde görülürse merci aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.
Soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz ayrı bir rejime tabidir ve bu süre de m.173/1 uyarınca iki haftadır; ayrıntı için takipsizlik kararına itiraz yazımıza bakılabilir. Kararın size tebliğ edilmediği ya da usulsüz tebliğ edildiği hâllerde sürenin nasıl hesaplanacağı için tebligat ulaşmadığında süreler yazımız yol gösterir.
Tebligatın geçerliliği ve eski hâle getirme imkânı için iletişime geçebilirsiniz.
Ceza mahkemesi kararına itiraz süresi kaç gündür?
Soru artık gün üzerinden cevaplanmıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu m.268/1’de yer alan “yedi gün” ibaresi, 7499 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle (kabul 2.3.2024, Resmî Gazete 12.3.2024) “iki hafta” olarak değiştirilmiştir. Kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır.
İtiraz ile istinaf aynı şey mi?
Hayır. İtiraz, Ceza Muhakemesi Kanunu m.267 uyarınca hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı başvurulan yoldur. İstinaf ise ilk derece mahkemelerinin hükümlerine karşı bölge adliye mahkemesine gidilen kanun yoludur. Hangi yolun açık olduğu, kararın türüne göre belirlenir.
İtirazı nereye veririm?
İtiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse en çok üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir.
Tutuklama kararına itirazı hangi merci inceler?
Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, 7331 sayılı Kanun’la değişik m.268/3-b uyarınca yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanındadır.
Yanlış kanun yolunu seçersem hakkımı kaybeder miyim?
Kaybetmezsiniz. Ceza Muhakemesi Kanunu m.264/1’e göre kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. Dilekçede temyiz yazılmış olsa bile itiraz iradesi anlaşılıyorsa başvuru itiraz olarak incelenir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına hangi yolla başvurulur?
Bu karar Ceza Muhakemesi Kanunu m.231/12 uyarınca itiraz yoluna tabidir; temyiz edilemez. Bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 E., 2009/13 K. sayılı kararıyla ortaya konmuş ve daire kararlarında istikrarlı biçimde uygulanmaktadır.
Merciin itiraz üzerine verdiği karara yeniden itiraz edilebilir mi?
Kural olarak hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.271/4 uyarınca merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Hükme karşı kullanılan ve iki haftalık süreye bağlı kanun yolunu istinaf başvurusu nasıl yapılır yazımızda ayrıca anlattık.
İtiraz, istinaf ve temyiz farklı yollardır; Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında temyiz yolu ve kesinlik sınırları ayrı kurallara tabidir.
İlgili Diğer Yazılarımız
- Tebligat Ulaşmadığında Süreler Nasıl Hesaplanır?
- Takipsizlik Kararına İtiraz
- Adli Kontrolle Serbest Bırakılma
Yazar Hakkında
Av. Mustafa Şahin, Adıyaman Barosu’na kayıtlı olarak Adıyaman ve Kahta merkezli çalışmalarında ceza hukuku alanında da faaliyet göstermektedir. Kanun yolu türünün ve süresinin doğru belirlenmesi gibi, hak kaybını önleyen usul meselelerine özen gösterilmektedir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.